Polip Nedir?
  • Ayhan Kuzu
  • Kolon Kanseri Tedavisi

KALIN BAĞIRSAK (KOLON VE REKTUM) POLİPLERİ:

POLİP NEDİR?

Kolon polipleri, kalın bağırsağın (kolon ve rektumun) yüzeyini örten tabakanın (mukoza) anormal büyümesi sonucu gelişen ve bağırsak kanalı (lümen) içine doğru büyüyen kabartılardır.

Polip ne demektir? Kolonda polip nedir?

Halk arasında sıklıkla bağırsakta polip veya polip ne demek diye merak uyandıran bu rahatsızlık basit olarak bağırsak içindeki örtü tabakasından gelişen et benine benzeyen kabarıklıklar, şişliklere verilen isim diye de tanımlanabilir.

Polip kist nedir?

Halk arasında sık sorulan bir soru da “ polip kist nedir? Sorusudur. Aslında kist içi sıvı ile dolu şişliklere verilen isimdir. Polip ise kist ile ilişkisi olmayan bağırsak için yüzeyini kaplayan örtü tabakasından gelişen, dokuda oluşan şişliklere, kabarıklıklara verilen isimdir.

Polip, bağırsağın en sık görülen hastalıklarından biridir. Erişkinlerde %15-20 oranında bağırsak polipleri gözlenebilir. 50 yaş üzerinde ise bu oran %40-50’lere ulaşır.

Polipler farklı şekillerde oluşabilir. Bazı polipler, düz (sapsız veya sesil) bazıları ise bir sap ile bağırsak duvarına bağlıdırlar (saplı polip). Oluşan polipler büyüklüklerine göre de sınıflandırılırlar. 5mm’den küçük olanlara küçük polip (diminütif polip), 5-10 mm arası orta boy ve 10 mm den büyük olanlara ise büyük boy polip denilir.

Poliplerin şekil ve boyut olarak sınıflanmalarına ek olarak davranış özelliklerine göre de sınıflandırılırlar. Bazı polipler sadece bir kabartı olarak bağırsak içinde oluşabilirler ve vücutta herhangi bir zararlı etki göstermezler. Bunlara iyi huylu (benign) polipler denir. Bazı polipler ise çoğalabilir, büyür ve kansere dönüşüm gösterirler. Bu poliplere kötü huylu (habis – malign) denir. Bu nedenle bağırsak polipleri ve kanserleri arasında yakın bir ilişki vardır.

Buna ek olarak polipler tek olabilecekleri gibi kalın bağırsak içinde birden fazla sayıda da bulunabilir. Kalın bağırsağında bir tane polip bulunan hastaların bağırsakları tamamen incelendiğinde başka bağırsak bölümlerinde de polipe rastlanabilir. Bazı hastalarda ise bağırsakta onlarca polip gözlenebilir. Yine ender olarak bazı hastalarda ise kalın bağırsakta yüzlerce, binlerce polip oluşur. Buna polipozis denir.

Polipozis nedir?

Bazı hastalarda kalın bağırsak içinde yüzlerce, binlerce polip oluşur. Buna polipozis denir.

Sayılamayacak kadar çok polipin bir arada bulunması kalıtım (irsiyet) yolu ile geçen hastalık olan “polipozis sendromlarında” görülür. Bu duruma eşanlamlı olarak FAP (familyal adenomatöz polipozis) – ailesel polipozis coli – ailesel adenomatöz polipozis koli sendromu” da denir.

Detaylı bilgi için: Fap Sendromu

KİMLERDE POLİP GÖRÜLÜR?

Kolon polipleri her bireyde görülebileceği gibi herhangi bir yaşta da ortaya çıkabilir. Hastaların %90’ından fazlası 40 yaşın üzerinde olan kişilerdir. Bu yaştan sonra risk, her 10 yılda ikiye katlanır.

Polip neden olur?

Yaş ve aile hikayesi polip oluşumunda en önemli risk faktörüdür.

Yüksek risk faktörleri şöyle sıralanabilir:

– Ailede ((birinci ve ikinci derecede akrabalar) ve /veya kendisinde

. Kalın bağırsak kanseri hikayesi

. Kalın bağırsak polibi hikayesi

– Ülseratif Kolit ve Crohn hastalığı (8-10 yıldan fazla süre ile hasta olanlarda risk artar)

– Meme, yumurtalık ve rahim kanseri olanlar

– 50 yaş üzerindeki bireyler

Ayrıca;

  • Yağlı besinlerle beslenmek (hayvansal yağ tüketimi fazla olanlar)
  • Sigara içmek
  • Alkol almak
  • Spor yapmamak
  • Çok kilolu olmak gibi dış etkenlerde polip oluşumunu etkilemektedir.

POLİP BELİRTİLERİ (SEMPTOMLARI) NEDİR?

Polip belirtileri çok geç dönemde ortaya çıkmaktadır. Erken dönemlerde bağırsak polip belirtileri pek ortaya çıkmaz. Genelde tesadüfem tarama testeleri sırasında fark edilirler. Polipler çok büyük çaplara ulaşmadıkça veya kanserleşme göstermedikçe pek bir belirti ve bulgu vermezler. Çoğu polip kolonoskopi (endoskopi) veya kalın bağırsağın radyolojik incelenmesi sırasında tesadüfen bulunur.

Polipler, nadiren makattan kanama (dışkıda kan), dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, ishal, kabızlık veya daha nadir bağırsak tıkanıklığı (obstrüksiyon) bulgularıyla kendini gösterirler. Bağırsak polipleri belirtileri bu nedenle dikkatlice sorgulanması gerekir.
Bağırsak polipleri ağrı yaparmı?

Hayır, genelde ağrı yapmazlar. Ender olarak çok büyük boyutlara ulaşırlarsa veya makatta polip gelişirse ağrıya neden olabilirler. Fakat kalın bağırsağın bir bölümü olan sigmoid kolon ağrısı yapmazla.

KOLON POLİPLERİ KANSERE DÖNÜŞÜR MÜ?

POLİPLER KANSER MİDİR?

Zaman içinde bağırsağın içini kaplayan normal örtü tabakasından iyi huylu polip gelişimi meydana gelebilir. Yine belli bir zaman içinde de iyi huylu polipten kötü huylu bağırsak kanseri (kolon kanseri) gelişebilir.

Polip tehlikeli midir?

Genellikle iyi huylu olmasına rağmen poliplerin, kanserlerle olan ilişkisi kesin olarak gösterilmiştir. Kalın bağırsak kanserlerinin %90’dan fazlası polip zemininde gelişir. Fakat her polip kanser demek değildir. Ancak poliplerde anormal hücre bölünmesi sonucu oluşmaktadır. Bu düzensiz hücre büyümeleri sonucu kalın bağırsakta (kolon ve rektumda) önce polipler oluşmaktadır. Bu poliplerden bazılarında uzun bir süreç içinde meydana gelen değişikliklerle kanser gelişimi olabileceği unutulmamalıdır. Bir polipin kanserleşmesi için yaklaşık 8-10 yıl kadar bir süre geçer.

Bu nedenle polipler kanser öncüsü hastalık olarak kabul edilirler. Hangi polipin kanserleşeceği doku incelemesi (patolojik inceleme) yapılmadan anlaşılamayacağı için poliplerin çıkarılması gerekir. Kalın bağırsakta görülen polipleri çıkarılması kalın bağırsak kanseri hastalığının önlenmesinde, erken tanı ve tedavisinde çok önemlidir.

KALIN BAĞIRSAK POLİPLERİNİN KANSERE DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLEYEN BULGULAR;

Tıp alanındaki gelişmelerin izlenmesi ile birlikte daha önce yapılan araştırmalar incelendiğinde kalın bağırsak poliplerinden kalın bağırsak kanserinin geliştiğini gösteren birçok veri olduğu görülür. Aşağıda kalın bağırsak kanserinin poliplerden geliştiğini doğrulayan ipuçları verilmiştir.

LİNK: https://www.kolonrektum.com/polip

HER KALIN BAĞIRSAK POLİBİ KANSERLEŞİR Mİ?

Hayır. Özellikle kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen bez hücrelerini içeren adenomatöz polipler kanser öncüsü lezyonlardır. Bu adenomatöz poliplerin de hepsi kanserleşmez. Hangi polipin kanserleşeceğini anlamak için polip dokusunun mikroskobik (patolojik) incelemesine gerek vardır. Bu nedenle pratik olarak her polipin çıkarılması ve patolojik incelemesi gerekir.

Polip tehlikelimidir?

Bazı polipler diğerlerine göre daha tehlikelidir. Poliplerin büyüklükleri artıkça (1 cm çapın üzerindeki polipler),  polip üzerindeki tabakada ülserleşme (yaralanma) varsa, birçok polip birlikte ise, kalın bağırsağın son kısımlarında yerleşmiş ise ve bir de ailesinde veya kendisinde polip ve/veya kalın bağırsak kanseri hikayesi varsa, bu polipler kanserleşme açısından diğer poliplere göre daha fazla risk oluşturur.

HANGİ POLİPLERDE KANSERLEŞME RİSKİ YÜKSEKTİR?

Kesin olarak bilinmese de poliplerin bazı özellikleri kanserleşme riskini artırmaktadır.

– Sapsız polipler

  • Büyük boy polipler (1 cm çapında büyük poliplerde kanserleşme oranı %1-5, 2 cm den büyük poliplerde bu oran %25-40)
  • Aynı anda birden fazla polip olması
  • Polipin yüzeyinde düzensizlik, kabalaşma ve kanama görülmesi
  • Poliplerin kalın bağırsağın sol tarafında – makata yakın yerleşimli olanlarında

kanserleşme olasılığını artırmaktadır.

POLİP GELİŞİMİ KALITSAL MIDIR? ( IRSİ MİDİR? – GENETİK MİDİR? )

Polip ve kalın bağırsak kanserinin oluşumu ile ilgili araştırmalarla hastalığın gelişimindeki kalıtımsal (genetik) değişiklikleri biraz aydınlatılabilmiştir. Polip oluşumunun genlerle ilişkisi oldukça karmaşıktır. Bu bölümde, bu karmaşıklık basit bir şekilde açıklanacaktır.

Polip ve kalın bağırsak kanserinin gelişimi için birden çok genetik olaya ihtiyaç vardır. Bu genetik yapıdaki değişiklikler bir anda olmaz. Bunlardan bazılarını anne veya babamızdan kalıtım yolu ile alırız, bazıları bireyin anne rahminde gelişimi sırasında olur ve sadece o bireyi ilgilendirir, bazıları da yaşadığımız sürede çevresel etkenlerle gelişir. İşte bu birden fazla genetik olayın kalın bağırsağın iç yüzünü örten tabakanın yenilenmesi sırasında meydana gelmesi sonucunda kalın bağırsak kanseri oluşmaktadır.

KALITSAL OLARAK (GENETİK) MEYDAN GELEN POLİP HASTALIKLARI NELERDİR?

AİLESEL ADENOMATÖZ POLİPOZİS (FAMİLİYAL ADENOMATÖZ POLİPOZİS (FAP) :

Ailesel (Familyal) adenomatöz polipozis (FAP) hastalığında ergenlik çağından başlayarak kalın bağırsakta yüzlerce ve hatta binlerce polip gözlenir. Eğer zamanında müdahale edilmezse bu poliplerden %100 kanser gelişir. Bu hastalık anne veya babadan çocuğa geçiş gösterebileceği gibi ender olarak hiçbir aile hikayesi olmadan da bu hastalık gözlenebilir. Bu hastalığın oluşumunda bir gen kusuru mevcuttur.

Ailesel (Familyal) adenomatöz polipozis (FAP) hastalarında kalın bağırsakta görülen poliplerin yanında hastaların mide ve ince bağırsaklarında da polipler oluşabilir. Özelikle mideden sonra gelen onikiparmak bağırsağındaki (duodenum) poliplerin kanserleşme potansiyeli yüksektir.

 

AİLESEL ADENOMATÖZ POLİPOZİS (FAP) diğer bir tipi olan GARDNER SENDROMU FAP ile aynı özellikler göstermektedir. Gardner sendromunda bunlara ek olarak hastada kemik kistleri, kemik tümörleri ve yumuşak doku tümörleri görülebilmektedir.

 

MYH- POLİPOZİS (MAP) :

Bu rahatsızlıkta Ailesel (Familyal) adenomatöz polipozis’e (FAP) benzemektedir. Hastalarda genç yaşta çok sayıda polip gözlenir. Bu poliplerin zemininde de kalın bağırsak kanseri gelişimi olmaktadır. Bu hastalıkta kalıtsaldır (ırsidir). Buna MYH genindeki mutasyon neden olmaktadır.

HEREDİTER NON POLİPOZİS KOLOREKTAL KANSER _- HNPCC (LYNCH SENDROMU):

Kalın bağırsak kanserleri içinde kalıtsal olarak en sık gözlenen kanser tipidir. Ailesel (Familyal) adenomatöz polipozis’den (FAP) farkı bu hastalarda kalın bağırsakta az sayıda polip oluşur. Bu hastalardaki kanser gelişimi her zaman polip zemininde olmayabilir. Bu hastalardaki kanser gelişim süreci polip kanser sürecinden daha farklıdır.

Ailesinde 50 yaş öncesinde kalın bağırsak kanseri olan hastalarda ve 3 ve daha fazla yakın akrabalarında kalın bağırsak kanseri olanlar ve üst üste iki nesildir kalın bağırsak kanseri olanlarda Lynch sendromu (HNPCC) düşünülmelidir.

 https://www.kolonrektum.com/hnpcc-lynch-sendromu

PEUTZ- JEGHERS SENDROMU:

Peutz-Jegher sendromu, ince ve kalın bağırsaklarda çok sayıda poliplerin bulunması, dudaklar, ağız içi ve avuç içinde kahverengi deri lekeleriyle kendini gösteren kalıtsal bir hastalıktır. Peutz-Jegher sendromu da kalıtsal geçiş gösteren bir rahatsızlıktır. Bu polipler çok büyük boyutlara ulaşabilir ve bağırsak tıkanıklığına neden olabilirler. Bu nedenle karında ara sıra ortaya çıkan kramp biçiminde ağrılara gözlenebilir. Bu sendromda bağırsaklardaki polipler ender olarak kanserleşirler.

POLİP HASTALARINDA AİLE AĞACI ÇIKARILMASININ ÖNEMİ NEDİR?

Kalın bağırsak kanserinde olduğu gibi polip hastalığında da kalıtım (ırsi geçiş) çok önemlidir. Bu nedenle tüm polip olan hastaların soy ağacı – aile ağacının sorgulanması önemlidir. Kan bağı olan bireylerde kalın bağırsak polipi olması, özellikle aile ağacında kalın bağırsak kanserinin tespit edilmesi ailedeki diğer bireylerde de polip görülme riskini artıran önemli faktörlerdir. Bu şekilde ailesinde kalın bağırsak polipi veya kanseri hikayesi olanların doktorlarına bu durumları bildirmeleri ve buna göre takip edilmeleri gerekmektedir. Bu hastaların takip şekli ve takip süresi değişebilmektedir.

POLİP TANISI NASIL KONULUR?

Polipler genelde herhangi bir bulgu ve belirti vermedikleri için tanı ya sıklıkla başka nedenlerle yapılan incelemeler sonucunda tesadüfen ya da risk grubundaki hastalara yapılan tarama testleri sonucunda konulur.

Kesin polip tanısı, ya doğrudan bir endoskop (bağırsak kanalının içini görmeyi sağlayan cihazlar) yardımı ile direkt olarak, kalın bağırsağın yüzeyini örten tabakanın (mukozanın) incelemesi sonucu yada ilaçlı kalın bağırsak filmi (çift kontrastlı baryumlu kolon filmi) ile konabilir.

Tanıda kullanılan testler;

Dışkıda gizli kan testi:

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanseri ve polipler için en basit tanı yöntemi, gözle görülemeyecek kadar az miktardaki kanın olup olmadığını tespit etmek için dışkının incelenmesidir. Bu dışkıda gizli kan tespiti olarak adlandırılır. Bu test uzun yıllardır kullanılmaktadır. Ucuz ve çok kolaydır. Fakat bu test sadece tespit yapıldığı anda kanayan kanserleri ve polipleri tespit eder. Kanserlerin sadece %50 si poliplerin ise sadece %10 u bu test ile tespit edilebilecek kadar kanar. Yani bu testin negatif olması kanser gelişmeyeceği anlamına gelmez. Bu nedenle daha iyi ve güvenilir başka testler kullanılmalıdır.

Polip 

Sigmoidoskopi / Kolonoskopi:

Kanser ve polipleri tespit edebilmek için daha ileri görüntüleme yöntemleri kullanılmalıdır.

İçi boş organların iç yüzeyini (lümen) örten tabakanın bir alet yardımı ile direkt göz ile incelenmesine endoskopi denir. Kalın bağırsak hastalıklarının tanı ve tedavisi için yapılan endoskopik işlemlerden tarama amaçlı kullanılanları aşağıda anlatılmıştır.

Fleksibıl (kıvrılabilir) sigmoidoskopi (kalın bağırsağın son 60 cm lik kısmını incelemeye yarayan cihaz) doktorun kalın bağırsağın yüzeyini örten tabakayı (mukoza) doğrudan incelemesine olanak tanır. Bu işlem günübirlik yapılabilen bir uygulamadır. Kalın bağırsağın son 1/3 lük kısmını ve rektumun tamamının mukozasını incelemeye yarar. Bu bölge, genellikle polip ve kanserin en sık görüldüğü kalın bağırsak bölgesidir. Fleksibl sigmoidoskopi dışkıda (gaitada) gizli kan testi ile birlikte yapıldığında pek çok polip ve kanserin tanınmasını sağlar.

Bir polip veya kanser, fleksibıl sigmoidoskopi ile tespit edildiğinde kalın bağırsağın daha öndeki kısımlarında da başka polipler olabileceği için veya kişi kalın bağırsak kanseri için yüksek risk taşıyorsa, tüm kalın bağırsak (kolon) mukozasının güvenilir şekilde incelenmesi gerekir. Bu nedenle fleksibıl sigmoidoskopiye benzer fakat daha uzun bir cihaz ile inceleme yapılır. Tüm kalın bağırsağın benzer şeklide incelenmesine kolonoskopi denir. Kolonoskopi işlemi de poliklinik şartlarında günübirlik olarak yapılabilir. Bu cihazlar tanı koymak, parça almak (biyopsi yapmak) ve polipleri çıkarmak için kullanılabilir.

Bağırsak filmi = Çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi:

Dolaylı olarak kalın bağırsağı örten tabaka, ilaçlı kalın bağırsak filmi ile değerlendirilebilir (radyolojik olarak yapılan kalın bağırsak filmi = çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi)

İlaçlı kalın bağırsak filmi, büyük polip ve kanserlerin tespit edilmesinde hemen hemen kolonoskopi kadar iyidir. Fakat küçük tümörler veya polipler için kolonoskopi kadar etkin değildir. Teşhis için kolon grafisi ve sigmoidoskopinin birlikte yapılması, her ikisinin yalnız yapılmasından daha iyidir. Fakat kolonoskopi kadar iyi değildir.

Yeni teknikler = Sanal kolonoskopi ve dışkıda genetik inceleme

Bilgisayarlı tomografi yardımı ile kalın bağırsağın taranmasına sanal kolonoskopi denir. Bu yöntem, tarama amaçlı olarak yeni kullanılmaya başlamıştır. Güvenirliliği bilinmediği için henüz deneme halindedir.

Diğer yeni bir yöntem dışkının genetik analizi ile kanser ve poliplerin varlığının araştırılmasıdır. Bu da deneme halindedir.

KOLONOSKOPİ İLE POLİP TARAMASI NE KADAR GÜVENİLİRDİR?

Kalın bağırsağın yüzey alanı çok geniştir ve bağırsağın içinde çok sayıda girinti ve çıkıntılar vardır. Bu nedenle bazı polipler bu girintilerde saklanabilir veya inceleme sırasında gözden kaçabilir. Buna ek olarak bağırsak temizliği iyi yapılmadı ise yine bazı polipler kirlilik nedeni ile gözden kaçabilir. Yapılan araştırmalarda kolonoskopi sonrası polip gözden kaçırma oranının yaklaşık %5-9 arasında olduğu söylenmektedir.

Kolonoskopi polip arasında yakın ilişki vardır. Poliplerin ytanınması ve çıkarılması için kolonoskopi çok önemli bir tetkikdir.

POLİPLER NASIL TEDAVİ EDİLİR – POLİPEKTOMİ:

Kalın Bağırsak Kanseri ile polipler arasında kesin bir ilişki vardır. Bu nedenle hangi polip kanserleşme eğilimine sahip, hangisi değil tam olarak bilinemeyeceği için bunların hepsinin tamamen alınması tavsiye edilir. Kısaca polip tedavisi için polipin çıkarılması yani polipektomi yapılmasını gerektirir. Halk arasında polip ameliyatı denilen bu durum aslında günü birlik yapılan bir işlem olup gerçek bir ameliyat değildir.

Kolonoskopiyle yapılan birçok muayene sırasında, görülen polipler aynı zamanda alınabilmektedir. Daha geniş poliplerde ise tamamen çıkartılmaları için birden fazla tedavi yöntemi gerekebilir. Fakat bazı polipler büyüklükleri, pozisyonları ve sayıları nedeniyle bu tip yöntemlerle çıkarılamaz ve ameliyat gerekli olabilir.

POLİPEKTOMİ NEDİR?

Polipin endoskopi (kolonoskopi-sigmoidoskopi) yardımı ile çıkarılmasına polipektomi denir. Polip endoskopi sırasında özel aletler yardımı ile çıkarılabilir. (RESİM6)Çıkarılan her bir polip ayrı ayrı doku incelemesine (patolojik inceleme) gönderilmelidir.

Daha geniş poliplerde ise tamamen çıkartılmaları için birden fazla tedavi yöntemi gerekebilir. Fakat bazı polipler büyüklükleri, pozisyonları ve sayıları nedeniyle endoskopik yöntemlerle çıkarılamaz. Bu durumda ameliyat ile kalın bağırsağın polip içeren bölümünün çıkarılması gerekir.

Kolonoskopi de olduğu gibi polip çıkartma işlemi sırasında da hastanın ağrı duymaması ve rahat bir şeklide uyuması sedoanaljezi ile sağlanır. Bu şekilde hasta işlem sırasında ağrı duymaz.

Polipektomi İşlemi

  polipin çıkarılması polipin çıkarılması 
Polipin çıkartılması

(polipektomi)

AMELİYAT İLE TEDAVİ:

Kolonoskopi sırasında polip tespit edildiği zaman işlemi yapan doktor polipektomi yapıp polipleri çıkartabilir. Fakat bazı poliplerin özellikleri nedeni ile kolonoskopi (endoskop) ile çıkarılması zordur. Bu durumlarda ameliyat ile tedavi tercih edilmelidir. Hangi polipin kolonoskopi ile hangisinin ameliyat ile çıkarılması gerektiğine işlemi yapan doktor karar verir. Bazı polipler büyüklükleri, kalın bağırsak içindeki pozisyonları, kanserleşme şüphesi ve sayıları nedeniyle ameliyat ile tedavi edilmelidir. Buna ek olarak kalın bağırsakta onlarca polipi olanlarda veya ailesel adenomatöz polipozis (FAP) ve Herediter non polipozis kolorektal kanser – HNPCC (LYNCH sendromu) hikayesi olanlarda kolonoskopi ile tüm poliplerin temizlenmesi mümkün olmaz. Bu durumlarda da ameliyat gerekir. Polip ameliyatı sonrası yinede hastanın yakın izlenmesi gerekir.

KALIN BAĞIRSAK POLİPLERİNİN PATOLOJİK DEĞERLENDİRİLMESİ

Polip bağırsak boşluğu içine doğru kabarıklık oluşturarak büyüyen tümör kitlesidir. Bir sapla bağırsak duvarına tutunabileceği gibi (saplı), sap içermeyip geniş bir taban ile bağırsak duvarına (sesil) tutunabilirler. Polipler genel olarak kanserleşme potansiyeli olanlar (neoplastik) ve olmayanlar (non-neoplastik) şeklinde sınıflandırılır. Bir polipin bu gruplardan hangisinde yer aldığının belirlenebilmesi ancak patoloji incelemesi ile mümkündür. Bu nedenle pratik olarak görülen her polipin çıkarılması ve patoloji incelemesinin yapılması gerekir. Büyük ve sapsız poliplerde, üzerinde kanama ve düzensizlik olanlarda ve birden fazlasının bir arada bulunduğu durumlarda kanserleşme potansiyeli artmaktadır. Fakat bunu kesin söyleyebilmek için patolojik inceleme şarttır.

KALIN BAĞIRSAKTA GÖRÜLEN POLİP TİPLERİ:

ADENOMATÖZ POLİP: Kanserleşme potansiyeli olan poliplerin başında adenomatöz polipler gelir. Bunların görülme oranı 40 yaş altında %20-30 oranında iken, 60 yaş sonrası %40-50’ye çıkar. Hastada belirgin bir şikayet oluşturmazlar. Adenomatöz poliplerin kanserleşeceği kesin değildir, ancak kalın bağırsak kanserleri % 90’ın üzerinde bir oranla adenomatöz polip zemininde geliştiğinden, bunların tam olarak çıkartıldığından emin olunması gerekir.

Adenomatöz polip nedir ?

Kanserleşme potansiyeli olan poliplerindir.

Adenomatöz polipler mikroskop altında görülen morfolojik (biçimsel) özelliklerine göre 3 tipte olabilir.

  1. Tübüler adenom,
  2. Tübülovillöz adenom
  3. Villöz adenom

Bunlar içinde kanserleşme potansiyeli en fazla olan villöz adenomdur.

Patoloji incelemesinde polipin hangi tipte olduğu, kanserleşme gösterip göstermediği, “displazi” olarak isimlendirilen kanser öncülü olabilecek hücresel değişiklikleri içerip içermediği, polipin tam olarak çıkartılıp çıkartılamadığı değerlendirilir.

Örneğin patoloji raporunda sadece tubuler adenom, tubulovillöz adenom, villöz adenom veya adenomatöz polip şeklinde tanı varsa bu polipte kanserleşme veya displazi olmadığı anlamına gelir. Kanserleşme veya displazi gelişimi varsa patoloji raporunda açıkça belirtilir ve bunların varlığı durumunda mutlaka polip tabanında bu değişikliklerin devam edip etmediği yönünde bilgi yer almalıdır. Polip tabanında bu değişikliklerin devam etmediğinin görülmesi halinde kanser veya displazi olarak tanımlanan alanın tam olarak çıkartıldığı düşünülebilir.

HİPERPLASTİK POLİP: Kolonda en sık görülen polip tipi hiperplastik poliplerdir. Bunlar ileri yaşlarda yapılan kolonoskopi (endoskopi – sigmoidoskopi) incelemelerinde sık olarak karşılaşılan ancak tüm yaş gruplarında görülebilen poliplerdir. Genellikle en sık sol kolon, inen kolon ve rektumda görülür ve genellikle 0.5cm’ den küçük boyuttadır. Bunların genel olarak kanserleşme potansiyeli taşımadığı kabul edilir. Çok nadir olarak hiperplastik polip zemininde kanserleşme görülebilir.

KARSİNOİD POLİP: Kalın bağırsakta çok sık olarak bulunmamakla birlikte en sık rektumda görülürler. Bu tip poliplerde polibin büyüklüğü artıkça kanserleşme potansiyeli de artmaktadır. Polipin çıkarılmasından sonra yapılan patolojik inceleme kanserleşme potansiyeli hakkında bilgi verir.

İNFLAMATUAR POLİP (YALANCI POLİP): Bu polipler sıklıkla uzun süreli Ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi barsak hastalığı olanlarda görülür. Bu gruba giren poliplerin çoğu küçük ve sapsızdır; fakat bazıları bağırsak tıkanıklığına (obstrüksiyonuna) yol açabilecek kadar çok sayıda veya büyük boyutta olabilirler.

HAMARTOMATÖZ POLİP:

Kanserleşme potansiyelinin çok nadir olduğu poliplerdir. Ancak “Cowden Sendromu”, “Peutz Jeghers Sendromu”, “Cronchite- Canada Sendromu” gibi çeşitli sendromlarla birlikteliği olup, beraberinde başka organlara ait kanserler görülebilmesi açısından önemlidir. Bu açıdan hastanın detaylı bir incelemeye alınması gerekir.

PATOLOJİ RAPORUNDA KARŞILAŞILABİLECEK BAZI TERİMLER:

İyi bir patoloji raporu için kolonoskopi ve polip çıkarılma (polipektomi işlemini) yapan doktorun doldurduğu patoloji istem notu çok önem taşımaktadır. Patoloji doktoru istem kağıdında yazılan bilgi ile kendisine gönderilen dokuları değerlendireceği için bu istem notunun çok dikkatli doldurulması gerekir. Polip çıkarma işlemini yapan doktorun hastanın yaşını, cinsini, şikayetlerini, varsa radyolojik bilgilerini, polipi nereden aldığını, tamamını çıkarıp çıkarmadığını, sadece polipten bir örnek mi almış yoksa hepsini çıkartmış mı, bütün bu bilgileri istem kağıdında belirtmesi gerekir. Bu bilgiler ışığında patolojiyi değerlendiren doktorun iyi bir rapor hazırlaması mümkün olacaktır.

Patoloji raporunda polipin bağırsağın neresinden alındığı, tamamının çıkarılıp çıkarılmadığı, polipi oluşturan hücre yapısı ve varsa kanserleşme olup olmadığı, kanserin yayılması rapor edilir. Bu nedenle patoloji raporlarında bazen farklı terimler kullanılabilir. Şimdi kısaca bunlardan bahsedilecektir.

Displazi: Hücrelerde kanser gelişmeden önce meydana gelen öncü değişikliklerdir. Displazi hücrenin görünüşüne göre derecelendirilir. Hafif displazide, hücre normal hücreye daha çok benzer iken, ağır displazide hücrede kanser hücresini anımsatan değişiklikler izlenir.

Karsinoma in-situ (İn-situ kanser): Kanser hücresi görünümü almış hücrelerin henüz sınırlı kaldığı, hücreler arası “stroma” olarak isimlendirilen destek bağ dokusuna yayılım göstermediği durumdaki tümörler “karsinoma in-situ” olarak tanımlanır. Bu evrede teşhis edilen kanserlerde tam iyileşme (şifa) şansı yüksektir.

İntramukozal kanser: Karsinoma in-situ gibi intramukozal kanserde destek bağ dokusuna yayılım göstermemiş, polip üzerindeki örtü tabakası içinde sınırlı kalmış bir kanserdir. Bu evrede tanı konulan poliplerde polipektomi ile tam şifa mümkündür.

Diferansiasyon derecesi (Farklılaşma derecesi) : Tümörün köken aldığı hücreye, dokuya benzerlik derecesidir. Genel olarak iyi huylu tümörler köken aldıkları dokuya benzerlik gösterirler ve iyi differansiye tümörlerdir. Kötü huylu tümörlerde ise diferansiasyon değişkendir. Köken aldığı dokuya benzerliği düşük olan kötü diferansiye tümörlerde daha hızlı yayılma potansiyeli beklenir.

Lokal invazyon: Tümörün bulunduğu bölgede sınırlı kalmayıp, komşu dokulara ve organlara yayılım göstermesi anlamına gelir. Kötü huylu tümörlerin özelliğidir. Kötü huylu tümörler çevre dokulara yayılım (invazyon) göstererek onlarda harabiyete yol açarlar. Bu nedenle cerrahi yolla tedavi uygulanırken, çevrelerinde belirli bir miktar normal doku ile birlikte çıkartılmaları gerekir.

Lenfatik invazyon: Lenfatik invazyon tümörün lenf sistemine geçişini gösteren bir ifadedir. Bazen tümör lenfatik invazyon göstermiş olmasına karşın henüz lenf bezlerine (düğümlerine) ulaşmamış olabilir.

POLİPLER TEKRARLAR MI?

Evet tekrarlayabilir. Polip oluşumuna zemin hazırlayan etkenler, aynı kalın bağırsağın başka bölgelerini de etkilediği için başka yerlerde de polip çıkabilir. Buna ek olarak polip tamamen çıkartıldıktan sonra aynı yerde de nüks edebilir. Bu nedenle kalın bağırsak polipi olan bireylerin belli aralarla kontrolü gerekir.

Takibin hangi yöntemle ve ne sıklıkta yapılacağı birçok faktöre bağlıdır. Hastanın aile hikayesine, daha önce kendisinde polip olup olmadığına, çıkarılan poliplerin doku inceleme raporuna (patoloji raporu) ve çıkarılan polipin yerleşim yerine karar verilir.

POLİP TEDAVİSİ SONRASI TAKİP

Polip çıkarılmasından sonra hastanın belli aralıklarla takibin yapılması gerekir. Hastanın yaşına, aile hikayesine ve çıkarılan polipin tipine göre hastalar takip edilirler.

NEDEN KALIN BAĞIRSAK KANSERİ ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIKTIR?

Kalın bağırsak polipleri genellikle iyi huylu olmasına karşın kalın bağırsak kanserleri ile olan ilişkisi kesin olarak gösterilmiştir. Kalın bağırsak kanserlerinin %90’dan fazlası polip zemininde gelişir. Kalın bağırsak poliplerinin polipektomi yapılarak çıkarılması kalın bağırsak kanserinin gelişimini önlemektedir. Bu nedenle kalın bağırsak kanseri önlenebilir bir hastalıktır

KALIN BAĞIRSAK POLİPLERİ ve KANSERLERİNDEN KORUNULABİLİNİR Mİ?

Hastalığın oluşma riskini azaltan basamaklar vardır. Bu yollardan biri, kolonoskopi adı verilen işlem ile kanser öncüsü olan poliplerin çıkarılmasıdır.

Kesin olarak kanıtlanmamış olsa da kolorektal kanserden korunmada, diyetin belirgin bir rol oynadığına dair bazı kanıtlar vardır. Bilindiği kadarıyla posadan (fiberden) zengin, yağdan fakir diyet, kolorektal kanserden korunmaya yardımcı tek diyet şeklidir.

Bağırsak alışkanlığındaki değişikliklerin farkına varan ve de yüksek risk kategorisinde olan kişilerin düzenli takip ile bağırsak incelemelerini yaptırmaları gerekir.

Hastalığa yakalanma riskini azaltan adımlar;

Fiziksel egzersiz yapmak:

Araştırmalar, düzenli egzersiz yapan bireylerde, kalın bağırsak kanseri dahil bir çok kanser gelişme riskinin azaldığını göstermiştir. Haftada 5 gün, 30-60dk arasında orta şiddette veya günlük 150 kalori harcanmasına neden olan egzersizler yapılmalıdır.

Aşırı kilolardan kurtulmak:

Fazla kilolar kanser riskini artırmaktadır.

Sigara kullanmamak:

Diğer kanserler gibi sigara kullanımı, kalın bağırsak kanser riskini de anlamlı oranda artırmaktadır.

Aşırı alkolden sakınmak:

Yapılan çalışmalar alkolün kalın bağırsak kanser riskini artırdığını göstermiştir. Erkeklerin günde iki bardak kadınların ise günde bir bardaktan fazla alkol tüketmemesi gerekir.

Sağlıklı gıda tüketimi:

Kalın bağırsak kanserin önlenmesinde beslenme alışkanlığı da önemli rol oynamaktadır. Yüksek lifli düşük yağ içerikli besinlerin tercihi önlem olarak önemlidir.

Kalsiyumdan zengin beslenme:

Kalsiyumdan zengin gıda tüketiminin koruyucu etkisi vardır. Süt, peynir, brokoli tüketimi önerilmektedir.

Aspirin kullanımı:

Düşük dozlarda aspirin kullanılması polip gelişimini azalttığına dair çalışmalar vardır. Doktorunuza sormadan kendiniz bu tedaviye başlamayınız.

Yukarıdaki korunma yöntemleri, kesin olarak kalın bağırsak polip veya kanser gelişimini önlemez. Bu kurullara uyulması polip ve kanser gelişim oranlarını azaltabilir.

Risk altındaki bireylerin, herhangi bir şikayeti olmadan, mutlaka tarama yöntemlerinden yararlanması gerekir.

Sonuç olarak dışkılama alışkanlığındaki değişiklik, dışkıda kan görülmesi durumlarında dikkatli olunmalıdır. En önemlisi, yüksek risk sınıfına giren bireylerin tarama testlerinin ve fizik muayenelerinin yapılmasıdır.

Kalın bağırsak kanseri riskinizi hesaplamak istermisiniz

https://www.kolonrektum.com/icerik-kolon-ve-rektum-kanseri-risk-hesaplama